Ecorla’yı neden kurduk, ne yapmak istiyoruz?

Kısaca kendimizden bahsedelim öyleyse… Önceki işimiz olan hizmet sektöründe yoğun ve stresli bir tempoyla başarılı çalışmalara imza atarken sağlıklı yaşam, doğru ve sağlıklı beslenme ve çevre duyarlığı konularına zamanla ilgi ve özlem duymaya başladık.

Yıllar içersinde okuduklarımız ve pratiğimizle artan bu konudaki bilincimiz bizi 15 yıldan beri çoğalarak süregelen bir aydınlanmaya vardırdı. Geldiğimiz noktada Ecorla’yı kurup bilgimizi, deneyimlerimizi, ürettiğimiz ve kendi tükettiğimiz ürünlerimizi paylaşmanın vakti geldiğini düşündük.

Ama baştan baslayalım anlatmaya.

Birimiz Ege’nin güzel ve bakir bir köyünde, tarım ve hayvancılık yapılan bir çiftlikte doğdu. Meyve ağaçları, haşhaş fidanları ve inekler, koyunlar, kuşlar vardı çevremizde. Olmayan şey sanayi atıkları, egzoz dumanı, asfalt kentler ve yapay gıdalardı. Tarımsal ormancılığın doğal olarak uygulandığı ortamlardı. Oralardan (epi-)genetiğimize işlemis olmalı doğal yaşam ve temiz gıdaya olan tutkumuz. Diğerimiz ise tam tersine Almanya’nın fabrika bacalarının bolca tüttüğü bir sanayi kentinde İzmir’li bir ailenin cocuğu olarak dünyaya gelmiş; onunda doğala olan özlemi oradan geliyor. Birlikte yıllar içersinde ekolojik yaşam, organik gıda, permakültür ve çevre koruma konularında bilinç ve pratiğimizi geliştirdik, detaylandırdık, sofistike hale getirdik. Ailemizi genişletme kararımızla birlikte bunu bir genel konsept şekline dönüştürüp, istikrarla uygulayacağımız bir protokol geliştirdik: mutfağımızdan teflon tavaları ve alüminyum kapları komple uzaklaştırdık. Plastik ne varsa sürgün ettik. Evimizdeki elektronik aletleri mümkün olduğunca azalttık, televizyonu kaldırdık.
Bu farkındalık sürecinde evimizin neredeyse herşeyini halısından-dolabına, koltuğundan-süngerine kadar ekolojik önceliklere göre üretilmiş esyalarla donattık; paramızın büyük kısmını hep iyi gıda ve ekolojik yaşam için harcadık, harcıyoruz.
En büyük değişimi ama kuşkusuz gıda olgusunda yaşadık. Konunun içine girdikçe konvansiyonel tarımın monokültür ve hibrit tohum sorunsalının yanısıra kimyasal herbisit/pestisit/fungisit denkleminde işlediğini, bu maddelerin insan bedenine (gelecek nesillere bile etki eden) inanılmaz zararlarını, doğada tür eliminasyonuna neden olduğunu, sayısız yararlı hayvan ve böceği öldürdüğünü gördük. Bu uyguladığımız sağlıklı yaşam konseptiyle birlikte önceki zamanlarda normal kabul ettiğimiz bazı rahatsızlıklarımızın (gastrit, sebepsiz karın ağrıları, sindirim sorunu, genel enerji eksikliği, kilo alma, unutkanlık, saç dökülmesi, yüksek tansiyon gibi) ortadan kaybolduğunu gördük, bu bizi devam etmek icin motive etti.
Bu kavrayışımızın tabii sonucu olarak Viyana’da kendi ortamımızı oluşturduk ve yaşamımıza bu düzeyde yıllarca devam ettik. Avusturya’daki ‘türk ürünleri’ bu halleriyle tabii kategori dışı kaldı; markette satılan şeyleri tüketmeyi düşünmedik. Türkiye menşeili ürünleri menümüzden çıkardık, alternatif gıdalara yöneldik.

İkinci Uyanış: Urla

6 aylık bir Londra kalışından sonra memleketimiz İzmir’e, Urla’ya yerleştik ve alışık olduğumuz ekolojik beslenmeye burada da doğrudan devam edebileceğimizi düşünüyorduk; öyle ya İzmir 5 milyonluk devasa bir kentti ve herşeyi olmasa bile aradığımız coğu şeyi bulabilmeliydik. Bunun malesef o denli kolay olmadığını anlamamız çok uzun sürmedi. Çarşı-pazardan alışveriş yapmak demek, doğru dürüst kontrol edilmeyen, zaten yetersiz olan gıda üretim yönetmeliklerine karşı kendini pek de sorumlu hissetmeyen üreticinin insafına kalmak demekti. Bilinen markaların da tedarik kaynakları denetimsiz üretim yapan bu köylülerdi en nihayetinde ve bu haliyle onlar da soruna çözüm olamıyordu. Köylü pazarı dediğimiz de zaten kentlimizin kafasındaki idealize edilmiş bir kurgu, romantik bir aldatmacaydı.
En nihayetinde yapılması gerekeni yaptık ve Türkiye’nin değişik yerlerinde bizimle sağlıklı gıda konusunda aynı duyarlığı ve bilinci paylaşan üretici emekçileri aradık, bulduk ve hayatımıza dahil ettik. Kendimize seçkin bir network oluşturduk. Gıdalarımızı düzenli olarak ülkenin 6-7 farklı yerinden kargolattık; Urla’da ekolojik değerlere bağlı yerel üreticilerden alışveriş yaptık. Normal marketlerden alişverişimizi en asgari düzeye indirmiş olduk böylelikle. Ne biliyordukta bu gıdalar ve onları üreten şirketler/şahısların coğu hakkında -ki böyle görece radikal ilerledik… iste onu sayfamızın blog kısmındaki yazılarımızda zaman zaman yazmaya calışacağız ayrıntılı olarak.
Türkiye’deki üretimin arkaplanı hakkında bu yıllarda çok şey öğrendik doğrusu; birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını, ziraat yapan insanların yıllar içinde azalmasına karşın kullanılan tarım ilaçlarının katlanmasının nedenlerini, hibrit ve GDO’lu tohum meselesini, yerli tohum kullanmanın zorluklarını, toprağın canlılığını öldüren uygulamaları, olayların ayrımında bilinçli insanların kendileri ve çocukları için sağlıklı gıdaya yeterince ulaşamamasının onlara yaşattığı çaresizliği…Birde gıda endüstrisinin bütün bunlardan habersizmiş gibi davranan ve bilinçsiz kitlelerin umarsızlığından beslenen sorumsuz ve açgözlü tutumunu. Evet bir yönüyle bir uyanıştı bu.

Eve Dönüş: Viyana

Urla yıllarımız bittiğinde 20 yıl yaşadığımız Viyana’mıza geri döndük. Ancak bu kez bir farkla. Zaman içinde gustomuz degişmiş, yerel ürünler alıskanlığımız haline gelmişti. Bunları Viyana’da bulamadığımızdan bahsetmiştik. Türkiye’de çeşit çeşit, ölçüsüzce zirai ilaç sıkılmış hammaddelerden üretilmiş, katkı maddesinden geçilmeyen, işlenmis gıdalar evet vardı her yerde ama bunları kendimiz veya çocuklarımıza yedirmemiz sözkonusu olamazdı.

Zamanı gelen bir fikir kadar güçlü başka birşey yoktur’ (Victor Hugo)


Bizi tanıyan insanların teşviki, paylaşımcılık duygusu, başkalarına yararlı olacağımıza dair kanaatimiz ve bundan alacağımız doyum hissi bizde karşı konulmaz bir fikir oluşturdu. Yılların bilgi ve sentez birikimini sağlıklı ürün geliştirip, üretip ürettirerek bizimle aynı bilinç düzeyindeki insanlara sunmak zamanının geldiğini anladık.
İşte Ecorla (Eco-Urla’dan oluşan bir Kunstwort) bu paylaşma arzusunun çocuğudur.
Bilgiyi, erdemi, samimiyeti ve ekmeği (ürünü) paylaşma.

Bayer ailesi fertleri.